List

Yunanistan, Türk basın tarihinde dostluk ve samimiyet ifadesi olarak hep komşu olarak anıla gelmiştir. Komşunun nasıl olduğunu kontrol etmek ve halini hatırını sormak da Türkiye’de bir gelenektir. Bu bağlamda bugün Yunanistan ekonomik kriz ile boğuşurken Türkiye’de içten içe yardım etmenin bir yolu olup olmadığı düşünülmektedir. Ancak, Türkiye, Yunanistan tarafından kolayca yardım alınabilecek bir ülke değildir. Yine de, bu yardımlaşma en azından insani düzeyde gerçekleşmek zorundadır. Bugün pek çok Yunanlı, Türkiye’de çeşitli işlere başvurmakta ve çalışmaktadır. Bu insanlar özellikle mübadil kökenliler ise zaten yabancı bir ülke değildir. Türkler, Yunanlılar için tamamen kötü kabul edilmezler. Türk devleti Yunanistan’da kötü olarak algılansa da, Türk toplumu bir çok olumlu vasfıyla anılır. Bu yaşanan krizler ve krize karşı geliştirelecek ortak tavır da bu olumlu hisleri etkileyecektir.

ABD Başkanı’nın da ifade ettiği gibi, Yunanistan’a karşı uygulanan ekonomik kemer sıkma politikaları sadistlik boyutlarına ulaşmış durumdadır. Yunan halkının yaşamakta olduğu sıkıntılar sadece kurallara uymamak ve şımarıkça davranmaktan kaynaklanmamaktadır. Bu sıkıntıların sistemsel olduğu, var olan ekonomik yapının ve dünya düzeninin adaletsizlikleri daha da derinleştirdiği daha yüksek sesle dile getirilmektedir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın daha da çok altını çizdiği ve Kalkınma İndeksinin de her sene açıkladığı gibi, gelişmişlik farkları giderek derinleşmekte ve eşitsizlik ve adaletsiz gelir dağılımı artık sistemsel bir dönüşüm yaşanmaksızın çözülemez hale gelmektedir. “Occupy Wall Street” bunun bir neticesidir. Bu tarz bir ortamda Yunanistan’ın yaşadığı kriz ve ardından gelen SYRIZA zaferi çok büyük heyecan uyandırmaktadır.

İdealizm ve umutlar ile ortaya çıkan bu heyecanın yanında herkes bilmektedir ki, sistemsel dönüşümler hiç de kolay gerçekleşmezler. Ancak, değişimin en önemli unsuru olan değişimin gerekli olduğu fikrinin kesin ve net şekilde ortaya çıkması ve siyasi arenaya yansıması bu anlamda önem taşımaktadır. Değişim gerçekleşirken, yalnız ticari ekonomik ilişkiler ve liberal ideoloji üzerinden değil, daha derin düşünsel değişimleri de berbaerinde getirecek şekilde gerçekleşecektir.

Örneğin, Yunanistan, bulunduğu konum itibariyle hem Doğulu hem de Batılıdır. Bu vasfı genelde görmezden gelinip ikinci plana itilse de aslında Yunanistan’a Yunanistan içinden bakan gözler bunun böyle olduğunu bilir. Öte yandan, Aydınlanma sonrası süreçte milliyetçi ideolojinin Batı Avrupa’nın baskın bir ekonomik ve askeri güç olarak ortaya çıkışı ile güçlenmesinin ardından, bir şekilde Batı’nın parçası olmak fikri öne çıkmış, milli kimlik tanımında en kötü “öteki” olan Türkler’den ve onunla özdeş kabul edilen Doğu’dan ayrı kabul edilmek bir amaç halini almıştır.

Bugün gelinen noktada, Doğu ve Batı’nın, milliyetçiliklerin ve liberal dünya düzeninin sorgulandığı bir dünya vardır. Bu Yunanistan’ı da derinden etkilemektedir. Özellikle AB ülkelerinin, Yunanistan’da yaşanan kriz hakkında kullanmış oldukları olumsuz dil değişik arayışların önünü açmaktadır. Geleneksel ve milliyetçi öğeler üzerinden Rusya’ya karşı duyulan sempati yanında, daha derin bir açılım da beraberinde gelip, Türkiye ile bambaşka ilişkiler geliştirilebilir. Bu noktada, Yunanistan’da olup bitene seyirci kalmamak ve bir şekilde Yunan halkına destek olmak önem taşımaktadır.   

Leave a Reply

Your email address will not be published.