Yunanistan’da 25 Ocak 2015 seçimleri, değişim ve umut söylemleri ile yola çıkan SYRIZA’nın (Radikal Sol İttifak) zaferiyle sonuçlandı. SYRIZA’nın bu zaferi, giderek kötüleşen Yunan ekonomisi ve beraberinde ortaya çıkan pek çok sosyal sorunun bir yansıması olarak dünyada büyük ses getirdi. Sosyalist ve devrimci bir genç lider olarak tanımlanabilecek olan Tsipras, dünyada adaletsizlik ve yoksulluk içerisinde çırpınan ve büyük ve zengin ülkeler tarafından sömürüldüğünü düşünen kitleler için parlayan bir yıldız olarak algılandı. Bunun en önemli nedeni, 2008 dünya ekonomik krizinin ardından Euro bölgesinin korunması amacıyla Yunanistan’ın borçlarının nasıl ödeneceği bir Avrupa meselesi haline gelirken, özellikle Almanya’nın sıkı ekonomi politikalarını Yunanistan’a dayatması oldu. Yunanlılar için bu süreç gittikçe kötüleşen hayat şartları demekti. Bir kaç yıl önce Atina sokaklarında siyahi kaçak göçmenler yoksulluğun resmi iken, bugün yoksulluk daha çok işini kaybetmiş evsiz Yunanlılarla anılıyor. Evsizler, özellikle Türkiye’de karton parçaları ve kirli öteberi ile bir köşede uyuyan hijyen kurallarından uzak insanlar iken, Syntagma Meydanı civarında şahit olduğum iki Yunanlı evsiz, muhtemelen iyi marka ve temiz görünümlü nevresimlere sarılmış insanlardı. Pek çok insan işlerini ve evlerini çok büyük bir hızla kaybetti. İşlerini kaybetmeyen ancak sıkıntıya düşen diğer Yunanlılar için ekonomik krizin daha farklı etkileri oldu. Örneğin genç nüfus işsizlik ve gelecekten duyulan endişe nedeniyle yurt dışında iş aramaya başladı. Bunun bir yansıması da İstanbul’da son yıllarda giderek sayıları artan Yunan restoranları oldu. Yunanistan’da kalan gençler ve özellikle de üniversite öğrencileri için ise durum oldukça sıkıntılı. Bu bağlamda, Yunan toplumunda oldukça büyük destek bulan sol düşünce daha da güçlendi. Atina’nın pek çok yerinde açılan irili ufaklı öğrenci kafeleri buna bir örnek. Kar amacıyla kurulmayan, çalışan herkesin işçi ve işveren olduğu, amacın geçimini sağlamak olduğu ve çok amatörce çalışılan bu öğrenci kafeleri özellikle sol görüşlü öğrencilerin uğrak yerleri haline geldi. Bu kafelerin birinde genç bilim insanlarıyla yaptığım sohbetlerde seçimden beklentilerini konuştuk.
Var olan durumdan duyulan rahatsızlık açıktı. En büyük rahatsızlık herhangi bir hak hukuk gözetilmeden, insanların hayatlarının nasıl etkileneceği gözetilmeden uygulanan hızlı işten çıkartmalar ve kamu kurumlarının kapatılmasından kaynaklanmaktaydı. Durumun zorluğu kabul gören bir gerçek iken, SYRIZA bir alternatif oldu. Ancak, bu alternatifin söylemlerinin kesin ve eksiksiz olacağı gibi bir beklentinin seçmende olduğunu iddia etmek de oldukça güç. Neticede sayılarla oratada olan bir meseleye çözüm aranmakta. Dolayısıyla SYRIZA’nın seçimi kazanmış olması da kesin, hızlı ve devrimsel bir çözümü doğrudan üretmeyeceği seçim öncesinde de Yunan kamu oyunda oldukça aşikar bir gerçekti.
Seçim propagandalarında gerçekçilik ve idealizm arasındaki çekişmede Yeni Demokrasi, maceracılığa yer vermeyen ve gelecek nesillerin kaderiyle oynanmaması gereken bir ciddiyete ihtiyaç duyulduğunun altını çizerken SYRIZA, oyunun kurallarının hakkaniyet ilkesi çerçevesinde yeniden yazılması gerektiğini iddia etti.
İktidarda olan ve Troyka ile görüşmeleri yürüten Yeni Demokrasi Partisi’nin aldığı oy oranı da bu kaygılı ve temkinli duruşun bir yansıması oldu. SYRIZA’ya oy veren seçmen kitlesine bakıldığında PASOK kökenli olduklarını tahmin etmek zor değil. Sol bir hareket olarak doğan SYRIZA içerisinde PASOK ile dirsek temasında olan pek çok isim yer almakta. Buna en çarpıcı örneklerden birisi Dışişleri Bakanlığı’na getirilen Nikos Kotzias.
Leave a Reply